2025 Analizi, 2026 Hedefleri | Girişimcilik ve Öğretmenlik

Hoş geldiniz, sefa getirdiniz. Bugünkü yazıyla birlikte 7 yıldır her yıl sonunda yazmış olduğum analiz – hedef yazımla sizlerleyim. Yine bu yazıyı yazarken, her sene olduğu gibi duygulanıyorum. Mükemmel deneyimlerin, iyisiyle kötüsüyle bir sürü yaşantının her türlü verdiği kazanımları bu yazıda derliyor ve geriye dönüp baktığımda “Oh be, yine yaşamışım.” diyebiliyorum.

Adettendir, önceki yazılarıma aşağıdan ulaşabilirsiniz:

2025 garip bir yıldı. Çok farklı hayatları tek seferde yaşamış gibiydim. Yılın yarısında Urla’daydım, yazın köyümdeydim, son çeyrekte ise öğretmendim. Üç farklı hayat yaşadım. Gerçek hayatla yüzleştim, büyümenin farkına vardım. 25 yaşımı bu sene bitirdim, çeyrek asırı heybeme attım. Tezimi yazmaya başladım, kırsal kalkınma amaçlarımın bir startup mentalitesinde değil uzun vadeli etki işi olacağını farkettim. Lisansımın işi olan öğretmenlik mesleğine başladım. Kendi işlerimi büyüttüm. Özel hayatımda da bir sürü değişiklik oldu ama bu yazılarım hep iş odaklı olduğundan özel hayatıma burada yer vermeyeceğim. Ama en önemlisi, özellikle 2025 yılının sonları, ayağımı daha yere bastığım, hayatı daha ciddiye aldığım ve yetişkin olduğumu daha fazla hissettiğim bir yıl oldu. Hazırsanız başlayalım:

Ocak ayına ailemle geçirdiğim yılbaşının ardından Urla’ya dönüşümle başladım. Bir yandan yüksek lisansımın final sınavlarına hazırlanıyor, bir yandan Geleceğin Köyü ve İYTE Sosyal mobil uygulamalarını geliştiriyor, bir yandan da motosikletimle turluyordum. Canım sıkılınca İnciraltı’na dolaşıyor, evimin balkonundan denize karşı bira içiyordum. Keyfim yerindeydi. Çok güzel fotoğraflar çekiyor, anılar biriktiriyor, videolar çekiyordum. Haftasonları, içinde olduğum motosiklet kulübüyle dolaşmaya çıkıyor, güzel yerleri turluyordum. Sonrasında gündemden bunalıyor, Youtube kanalımda muhalif eleştiriler yayınladığım videolar çekiyordum. Kodlamayla, yüksek lisansla, dolaşmayla geçen bir Ocak ayıydı. Ocak’ın sonunda Mac bilgisayarımı 2019 intel modelinden M4 Pro sürümüne yükseltmiştim, bu sayede işlerim inanılmaz derecede hızlanmıştı. Ocak’ın sonuna doğru, arkadaşlarımla birlikte köydeki babaannemin evine takılmaya başlamıştık. Bu ev, ileride büyük bir amaca hizmet edecekti. Şimdi Ocak ayında yazdığım yazılara bakalım:

Ocak ayının ilk yazısı dizi eleştirisiydi:

Sonraki yazı, benim yıldan yıla değişimimdi:

Sonraki yazı, motosiklet turumuzun anlatısıydı:

Ardından Youtube kanalımda eleştiri videosunu paylaşmıştım:

Ve Ocak ayının son yazısı bilgisayar yükseltmemdi:

Şubat ayının en güzel olayı, Geleceğin Köyü projemiz İzmir Ticaret Borsası’nda ödül kazanmıştı ve Fuar İzmir’de sergi ödülü almıştı. Bu başarı, Bayındır Haber ve İYTE Rektörü Prof Dr Yusuf Baran’ın hesabında paylaşılmış ve büyük kitlelerce duyulmuştu. Hemen ardından İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü mensuplarının kullanabileceği İYTE Sosyal mobil uygulamasını geliştirmiş, App Store ve Google Play hesabıma koymuştum. Bunun da reklamını tüm okulda yapmıştık, ama yeterli etkiyi alamamıştım. Yine de güzel bir tecrübe ve öğrenim olmuştu. Teknopark İzmir kuluçka programına kabul olmuştuk, bir yandan geziyor bir yandan kodluyordum. Günlerim kütüphanede ve Urla civarlarında geçiyordu. Her ne kadar harika bir yerde yaşasam da hem yalnız yaşamanın etkisiyle, hem de kendimi tatmin edebildiğim bir amacın olmayışıyla (Geleceğin Köyü tatmin etmiyordu çünkü çok uzun vadeli bir işti. Kısa vadede kendime hedef belirlemeliydim) canım çok sıkılmaya başlamıştı. Şubat ayını böyle bitirmiştim. Aşağıda Şubat ayında yazdığım yazıları görebilirsiniz.

Mart ayına geldiğimizde balkon sezonunu açmıştım:

Evimin balkonu böyleydi. Bir yandan bazen tek, bazen arkadaşlarla uzun turlara çıkıyorduk. İzmir’in Karaburun – Çeşme yarımadasının tamamını fethetmiştim. Aynı ay içinde İTÜ Çekirdek’e Geleceğin Köyü projesi ile kabul almıştık ama ders yoğunluğundan toplantıya giremediğimiz için hakkımızı kaybettik. Ekseriyetle anı yaşamaya çalışıyordum. Arkadaşlarım gelip gidiyordu, arkada borsa kodlarım ve proje çalışmalarımı yapıyordum. icerikler.com başta olmak üzere şirketimin danışmanlık faaliyetleri sürüyordu. Ders, danışmanlık ve gezme tozma ile geçen bir Mart ayı ile, Mart’ın sonuna doğru İmamoğlu’nun tutuklanması ile yine muhalif kimliğim kabarmış, eylemlere katılmaya ve sosyal medyadan çağrı yapmaya başlamıştım. O dönem gündem takibi için https://emirhankabakci.com/haberler-canli-yayin/ sitesini aktifleştirmiştim. Hem dijitalden, hem gerçek hayatta çevremi uyandırmaya ve artık yeter dedirtmeye çalışıyordum. İzmir’de, Gündoğdu’da, İnciraltı’nda, Urla’da, her yerde faal olmaya çalışıyordum. Müthiş tepkiler, tehditler alıyordum. Hâla daha bu tepki ve yorumları Youtube videolarımın yorumlarında saklarım. Velhasıl Mart ayının sonuna doğru Bayındır’a geri döndüm. Mart yazıları şunlardı:

Nisan ayına geldiğimizde sosyal medya paylaşımlarım artmıştı. Arkadaşlarımın desteği sürüyordu, hatta tanımadığım ama bağlantıda olduğum insanlar da paylaşımlarımı kendi takipçilerine sunuyordu. Bir zaman sonra işime odaklanmaya devam ettim. Bu kötülükle savaşmanın en iyi yolunun işimi en iyi yapmak olduğunu anladım. Paylaşımlarımla, eylemlerimle sadece kendi çevremin dopaminini tatmin ediyordum. Karşıt görüşte olduğum herkes karşıt görüşte olmaya devam ediyor, üstüne benimle alay ediyordu. Bu işin çözümü öfke ve parlamak değildi. Satrancı doğru oynamalıydım. Bu ay, Geleceğin Köyü çok güzel bir gelişmeye girmişti:

Havanın ısınmasıyla arkadaşlarımla dolaşmaya, festivallere ve etkinliklere gitmeye devam ediyordum. O zamanlar içinde olduğum ekip olan İzmirUp ekibinde (Girişimcilik Vakfı etkinliği, bknz: 2023 İzmirUp Etkinliğimiz) de çalıştığımdan Bademler Sanat Köyü ve Urla Dam gibi yerlere sık sık uğruyor, proje için çalışmalarımızı gerçekleştiriyorduk. Sosyal medya içerik üretimim de fazlaydı. Nisan ayı sonunda iki yarışmaya kabul almıştık, detayları aşağıdaki blog yazılarında anlattım. İkisi için de İstanbul’a gitme telaşımız olmuştu. Nisan yoğun bir aydı, şimdi Nisan ayında yazdığım blog yazılarıma bakalım:

Mayıs’ta motosiklet turlarımı artırmışken, Girişimcilik Vakfı’nın Terra Future Labs programına Geleceğin Köyü ile kabul olarak Çırağan Sarayı’na gitmiştik. Müthiş bir etkinlik, müthiş bir oryantasyondu. Projemizden umutluyduk. En önemli, Nurol Holding mensupları başta olmak üzere harika bağlantılar elde etmiştik. Bu ay çok güzel yemekler yapmışım. Etkinlik olarak da Dam’da gerçekleşen İyte Girişim’in etkinliğinde yer almıştım, Girişimcilik Vakfı’ndan arkadaşlarım gelmişti, konuk olarak influencer getirmişti. Güzel bağlantılar elde etmiştim. Bir yandan da Gülbahçe’de dolaşmaya devam ediyor, etkinlik ve festivalleri kaçırmıyordum. Mayıs’ın sonuna doğru yakın arkadaşım Meryem’in ve ekibinin düzenlediği TedX etkinliğine katılmıştım, sonrasında motosiklet gezilerim devam etmişti. Ama artık sıkılmaya başlamıştım. Farklı bir şey olmalıydı. Yeni hedef belirlemeliydim. Mayıs ayında şu yazıları yazmıştım:

Haziran ayında bir devir bitecekti. Urla’daki evimi kapatacaktım, bu yüzden arkadaşlarımla birlikte son eğlencelerimizi yaşıyorduk. Urla’daki evimi kapatma sebebim, tezimin ders dönemini bitirmiş olmamdı. Tez dönemine geçtiğim için ve işlerim uzaktan olduğu için Urla’da oturmamı gerektiren bir durum kalmamıştı. Bu yüzden Bayındır’a dönecektim. Ama döner dönmez, faaliyetlerimi daha odaklı ve motive şekilde yürütme adına köydeki evimizi ofise çevirdim ve restore ettim. Artık bir köy evinden hem ülkeye hem yurtdışına fatura kesiyor, çalışmalarımı sürdürüyordum. İnanılmaz iyi ve kırsal kalkınma odaklı bir hamleydi bu. Aynı zamanda, lisans mesleğimi yapmak üzere hemen komşu ilçe olan Tire’deki Uğur Okulları’nda bilgisayar öğretmeni olarak çalışmaya başlamıştım. Bir ay içerisinde hayatımda birden üç değişiklik olmuştu: Urla devrim kapanmıştı, köy hayatında yazılım işi yapıyordum ve hemen aynı zamanda öğretmen olmuştum. Hem şok, hem mutluluk içindeydim. Öyle ki bu ayki gelişmeleri blog yazılarımda da anlatmıştım:

Böylelikle Temmuz ayına yepyeni bir Emirhan girmişti. Senenin yarısı bitmiş, Urla devri kapanmıştı, şimdi köyümden yeni okuluma gidip geldiğim bir dönem başlamıştı. Temmuz ayı okula alışmayla, motosiklet turlarıyla ve köy hayatıyla geçmişti. Bu ay çok güzel bir olay ile bitmişti. Hayatıma renk getiren bu olayın ne olduğunu bazı inanç prensiplerinden dolayı söylemeyeceğim ama bu renkleşmenin olduğunu, senenin kalanında yaşananların ardındaki motivasyonu bilmek adına söylemekte yarar var. Velhasıl her şey rayındaydı. Temmuz yazıları şu şekildeydi:

Ağustos ayından itibaren iş dışındaki hayatımdan çok önemli bir şey olmadıkça bahsetmeyeceğim. Çünkü bundan sonra hayatım daha düzene girmiş ve eğlence, gezi ortamlarım daha özelleşmişti. O yüzden ne kadar az yazarsam, bilin ki o kadar fazla anı yaşamaya odaklanmışımdır. Özellikle Ağustos ayındaki doğum günüm ile birlikte çeyrek asırdı devirmem buna etkili olmuştu. Artık alma değil, verme ve anı yaşama yıllarımın geldiğini hissetmeye başlamıştım. Temmuz ayının sonunda yaşanan gelişmeden sonra gizlilik kavramına daha çok önem vermeye başlamıştım. Ağustos iş hayatım yine Uğur Okulları ile geçiyordu, genel kurul bu ay yapılmış ve dönem neredeyse başlayacaktı. Hedeflerim büyüktü, yapacaklarımı gizliyor ama niyetimi belli ediyordum. Ağustos ayını kardeşim ve dedemlerle gittiğimiz Bodrum tatiliyle kapatmıştım.

Artık yoğun dönemler başlamıştı. Şirket işleri ve tez çalışmalarımın üstüne öğretmenlik eklenmişti, üç iş birden yapıyordum. Mutluydum ama çok yoğundu, özellikle okulda yeni bir sistem oluşturduğum için yoğunluk artmış, ama çalışmalarımın karşılığını hem sözel hem yazılı olarak gördüğüm için bu yorgunluk arkaplanda kalıyordu. Öğretmenlik mesleğini diğer çalışmalarımdan ayıran yegane husus değer üretiyor olmamdı. Her çalışmanın çıktısında bir öğrenci ve/veya velinin gözündeki ışık tüm yorgunluğumu silip süpürüyordu. Eylül ayı, tez çalışması, şirket işleri, okul ve boş zaman değerlendirmeleri ile geçmişti:

Ekim ayında okula daha çok alışmıştım. Yalnızca öğretmenlik değil, kurum içi girişimcilik de yapıyordum. Yeni kurslar çekiyor, diğer kampüslerle iletişime geçiyor, eğitim girişimciliği oynuyor ve okul içi teknolojileşmeyi maksimum ölçekte sağlamaya çalışıyordum. Aslında bu, benim kırsal kalkınma amacımı tam olarak karşılıyordu. Uğur Okulları Tire Kampüsü’nde artık küçük bir silikon vadisi yaratmayı istiyordum, bu okul pilot bölge olacaktı. Ekim ayı yazıları şunlardı:

Kasım ayına geldiğimizde okula artık alışmıştım. Hem ekip, hem kurum kültürü çok iyidi, kurum içi girişimcilik yapmaya ve silikon vadisi kurmaya elverişliydi. Ben de bunu kullanarak neyi nasıl geliştirebileceğimizi araştırdım ve çalışmalarımı artırdım. Ama şunu söylemeliyim ki bu ayın en iyi yanı, ilk öğretmen günümdü. İlk öğretmenler günümde inanılmaz iyi dilek ve hediyeler almıştım. İlk gün için bu durumu yaşayınca mesleğime daha çok sarıldım. Yetiştirmem gereken daha çok öğrenci vardı. Hatta veliler de hedef kitlemdeydi. Kafaya koymuştum, Geleceğin Köyü projesi, bir oyun ve mobil uygulama olmaktan çıkmıştı, Geleceği Köyü tam olarak buydu. Kırsal kalkınma buydu. Tez çalışmamı da buna göre güncelleyip ilerlettim ve yeni planlarımı yaptım. Youtube üzerinden de hem veliler, hem öğretmenler için kurslar yayınlamıştım. Kasım yazıları şu şekildeydi:

Ve Aralık. Tamamen öğretmenlikten oluşan bir ay olmuştu. Önce Aralık ayında yazdığım blog yazılarına bakalım, sonra bu ayı, ardından tüm seneyi değerlendirelim:

Evet değerli dostlar. Aralık ayı gördüğünüz üzere proje ayı oldu. Bir sürü çıktı elde ettim. Şimdi ise 2025’e tekrardan özetle bir bakalım:

Yarısı Urla, yarısı Bayındır – Tire ile geçen, bir taraftan yüksek lisans, bir taraftan şirket işleri, son raddede ise öğretmenlik ile pekişen, her günün dolu dolu, senenin yarısından sonra renklenen bir özel hayat ve çeşit çeşit anılarla dolu bir yılı atlattım. Şimdi ise 2026’ya hazırlanma vakti. Neyi amaçlıyorum?

Öncelikle öğretmenlik mesleğinin hakkını vermek istiyorum. Okulun dışına çıkıp Youtube ile, fiziksel çalışmalar (kurs vb.) ile, Udemy’deki öğrenci potansiyelim (5000+) ile girişimci tarafımı öğretmenlik ile beslemek istiyorum. Çünkü şunu farkettim, aslında öğretmenlik mesleği benim kırsal kalkınma vizyonuma tam uyuyormuş. Tire gibi kırsalda kalan bir ilçede silikon vadisi kurmaya başlamak açıkçası bu hedefi eski hayallerimden daha çok karşılıyor ve beni daha çok tatmin ediyor. Ben de bunun uğruna çalışacağım. Uzun vadede belki gerçekten yazılımcıların, tasarımcıların toplanıp çalıştığı bir yer, bir akademi, bir ortak ofis kurarım buralarda, hiç belli olmaz.

İkinci olarak, çeyrek asır bitti. Hayatımın ilk 25 senesi çok farklı tecrübelerle, iyisiyle kötüsüyle birçok anısıyla bitti. Ben de, bu 25 seneyi özetleyen, doğumumdan 18 Ağustos 2025’e kadar tam 25 seneyi kapsayan, blog yazılarımı derleyen bir kitap yazıyorum. 2026 yılında bu kitabı çıkarmış olup hayatımı sadece dijitalde değil, basılı olarak da yedeklemeyi umuyorum.

Üçüncü hedefim, gizlilik konusu. 25 yaşımdan sonra artık daha çok uzun vadeli ve çıktısı uzun vadeye dayanan işlere odaklanmak, hemen tüketilen çalışmalardan ziyade eski öğrendiklerimi derleyip vizyonumla birleştirdiğim, ayağı daha sağlam yere basan daha uzun vadeli işleri yapmak istiyorum. Bu yüzden de, paylaşımlarımı ve çalışmalarımı, özellikle de özel hayatımı daha gizli tutarak daha çok odaklanmak, okumak ve tüketmek istiyorum ki 10 birim tükettiğim çalışmalar uzun vadede 100 birim etkili 1 birim çıktı oluşturabilirsin. Çünkü hayat ve çalışmalar artık ciddileşti ve artık almak değil geri verme vakti. Bu yüzden de Geleceğin Köyü çalışması uzun vadeli bir proje olarak varlığını sürdürecek.

Dördüncü hedefim, daha çok okumak. 2026 yılını biraz daha oturaklı bir yıl ilan edip daha çok okuduğum, okuduklarımı burada ve Youtube’da, Instagram’da yorumladığım, öğrendiğim, sorguladığım ve daha çok beslendiğim bir yıl olmasını istiyorum. Böylelikle eksik kalan parçaları daha iyi tamamlayabilecek, çalışmalarımı daha iyi temellendirebileceğim. Bu hem tez çalışmam, hem de kariyer çalışmalarım için daha faydalı olacak. Dijital göçebelik, yerini sakinliğe bırakacak ama o ruh ve özgürlüğün var olduğu bilinci hiç kaybolmayacak. Zaten önemli olan bu. Konum belli olmalı ama her an gidebilecek gibi çantamı hazır tutmalıyım. Bu ruh zaten hiç eskimez.

Velhasıl 2026 hedeflerim bunlar. Yine 2026 bana ne getirecek bilmiyorum, çünkü 2025’te hem özel hayatımda hem kariyerimde yaşadığım birçok şey bana sürpriz oldu, argo tabirle “hiç beklemediğim bir anda gerçekleşti”. O yüzden hedeflerimi bu şekilde bağımsız tutup gelebilecek her olay, fırsat ve krize kendimi hazır hissediyorum. Öğrencilerime de sık sık söylediğim gibi “öğrenmeyi öğrenin. Şu anın yeteneği bu.”

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler. Hepinize iyi yıllar diliyorum. Sağlıkla ve huzurla kalın!


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir