Sevgili okurlarım,
Önceki senelere nazaran daha yaz yazdığımın, daha az içerik ürettiğimin, daha az aktif yaşadığımın farkındasınızdır. Bunun sebebi, 25 yaşın verdiği çeşitli dönüm noktaları olmakla birlikte bir mesleğe bağlılıktan ileri geliyor. Daha önceden beni takip edenleriniz bilir ki, hayatım boyunca sayısız iş yaptım. Bu işler, temelde teknoloji tabanlı olsa da birbirinden farklıydı. Dijital banka stajından finans kurumuna, vakıf üyeliğinden metropole buğday satmaya, web sitesi yapımından girişimcilik oynamaya kadar sayısız iş yaptım. Hepsini size anlattım, paylaştım, işlerin zorluklarını, kolaylıklarını, tüyolarını aktardım. Sonra, İstanbul’u, Urla’yı, Erasmus’u bitirdim, Yıldız Teknik’ten mezun oldum, Girişimcilik Vakfı’ndan mezun oldum ve doğduğum topraklara geri döndüm. Sonra kendimi öğretmenlik mesleğinin içinde buldum. Hiç düşünmüyordum öğretmen olmayı. Denemek istedim. “Her işi yaptım, bu işi de yapayım” dedim. Ama öğretmenlik farklıydı.
Önceden “iş yapıyorum” derdim, şimdi “derse hazırlanıyorum” diyorum. Önceden “işe gidiyorum” derdim, şimdi “okula gidiyorum” diyorum. Önceden “mesaim bitti” derdim, şimdi akşamları denk geldiğim bir öğrencimin bana bakıp “sizi çok seviyorum öğretmenim” dediğinde anladım bu işin mesaisinin olmadığını. İlkokuldayken sınıf öğretmenimizin bize izlettiği Fransız yapımı “Koro” filmindeki, Cüneyt Arkın’ın “Öğretmen Kemal” filmi, Kemal Sunal’ın “Öğretmen” filmini şimdi tekrar izlediğimde daha anlamlı görüyorum. İnsan hayatını değiştirmenin, yüceltmenin, hele ki işini derse gir-çık mentalitesiyle değil de gerçekten emek vererek yaptığın zaman çocukların gözünden, velilerin teşekküründen gördüğün karşılığın anlamının çok büyük olduğunu, bir öğrencinin kağıdı kesip yaptığı kalbin şatafatlı salonlarda verilen mermer plaketlerden daha anlamlı olduğunu farkettiğinde anlıyorsun öğretmenliği. Yaşadıklarını, gözlemlediklerini, öğrendiklerini aktardığında anlıyorsun yaşadığını.
Benim ilk öğretmenler günüm. İlk olmasına özel olarak bu yazıyı yazmak istedim. Hayatımın ikinci çeyreğine öğretmen olarak başlamak, önceki yaşadıklarımın da aslında bu mesleğin bir parçası olduğunu bilmek, insanlara ilham olmanın da bir öğretmenlik olduğunu farketmek de müthiş bir duygu katıyor bana.
Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Paşa’nın izinde, öğretmenler günümüz kutlu olsun.


Bir yanıt yazın