2019 depremi ile benzer bir deprem yaşadık. Ama şimdi herkes daha öfkeli, daha panik. Çünkü önlemler alınmadı, Maraş depremi yaşandı, İzmir depremi yaşandı, yine önlemler alınmadı. Şimdi deprem oldu, hatlar çekmiyor, Kanal İstanbul gibi bilime uzak bir proje gündemde. Tüm bunların üstüne, her şeyde bölündüğümüz yetmiyor gibi şimdi de hangi bilim insanı doğruyu söylüyor tartışması içindeyiz. Bilim insanlarının görevi insanlara panik yaratmak değildir. Bizim gündemimiz hangi bilim insanı olmamalı, neden 30 milyon insanı İstanbul’a topladık olmalı. Anadolu bomboş. Köyler bomboş. İstanbul’a laf eden kodomanlar, Anadolu’ya yatırım yapmaktan niye çekiniyor? Nüfus dağılımı bu ülkenin en büyük problemlerinden biridir. Sen bütün ülkeyi bir yere toplarsan riski de artırırsın. İstanbul’da büyük bir deprem olsa ki Allah yaşatmasın, bırak ambulansı, helikopter sokamazsın içeriye. Uzaktan çalışmayı iptal eden şirketler, kırsala altyapı getirmeyen operatör ve belediyeler, rantçılar, ihaleciler, bunların işgalcilerden ne farkı var sorarım size. Her gün bir şeye uyanıyoruz. Sosyal medyaya girmeseniz bile o öfke, panik, stres, umutsuzluk, insanların üstüne o kadar yüklenmiş ki mutlu olsanız bile mutlu olamıyorsunuz. Öyle bir devirde yaşıyoruz. Sebep olanlar utansın. Ben umudumu yitirmedim, yitirmeyeceğim de. Ömrümün sonuna kadar da yitirmeyeceğim. Yitirmeyenlerle de, ne olursa olsun çalışanlarla da, görevini en iyi yapanlarla bu ülke için, Türkiye Cumhuriyeti için çalışacağım.

Bir yanıt yazın