KİMSE KİMSEYİ DİNLEMİYOR (MU?) | SİSTEMDE OLMAK VS ANDA OLMAK

Şimdi 2 farklı konudan bahsedicem ama ikisi birbiriyle de bağlantılı. Birincisi kimse kimseyi dinlemiyor bunu fark ediyorsunuzdur. İkincisi ise bir sistemin içerisindeyiz bunu da fark ediyorsunuzdur. Sistem ne niye kimse kimseyi dinlemiyor? Şimdi arkadaşlar, az önce The Boys dizisinin son sezonundan bi bölümü izledim, sevdiğim bir dizidir, ve orda çok güzel bi alıntı vardı, spoiler uyarısı vereyim ama yani çok da bir spoiler sayılmaz aslında. En büyük düşmanının aslında kapitalizm olduğunu söylüyo bir kişi. Spoiler vermeden söyleyeyim. Ne kadar fazla çabalarsanız, akıntıya karşı gelirseniz gelin, aslında sistemin çok değişmeyeceğini ve ne olursa olsun aslında şirketlerin kar etmesi gerektiğini ve şu anda en büyük düşmanımızın tırnak içerisinde kar zarar, arz talep dengesi yani kısaca kapitalizm olduğunu söyler. Bunu aslında birçok makale de söyler, birçok araştırma da söyler, ve şu anda yaşadığımız durum bu. İnsanların birbirini dinlememesinin sebebi odak süresinin çok kısalması, çok fazla seçeneğe sahip olması, tahammül seviyesinin bitmesi. Kimse kimseyi dinlemiyor çünkü kimsenin dinlemeye dair bir odağı kalmadı, bir motivasyonu kalmadı. Herkes yapmak istediği her şeyi yapabilceğini düşünüyor. Herkes seçeneğinin çok olduğunu düşünüyor. Bundan bi örnek verecek olursam, bir network etkinliğine gittiniz, bir işte panele gittiniz, sempozyuma gittiniz ve orda yeni insanlarla tanışıyorsunuz işte networking yapıyosunuz ve bu 10 saniye 20 saniye sonra genelde benim gözlemlediğim insanların gözleri başkasını arıyor. Yani diyor ki ben başkasına gideyim. Hani daha iyisini bulabilirim bana daha çok çıkar verecek, daha işime yarayacak biriyle tanışabilirim. İlişkiler için zaten bunu daha önceki videolarda konuşmuştuk yani kimsenin kimseye tahammülü kalmadı, herkes daha iyisini arama peşinde. Flört piyasası tamamıyla bir sadakat çöplüğüne dönmüş durumda. Sadakatsizlerin olduğu bir çöplüğe dönmüş durumda. İşte bunun sonucunda, sadece bunun sonucu değil de tabii bir sürü etken de var bunun daha başka videolarda konuşacağımız, işte Nüfus artışının azalması, boşanmaların artması, evlenmelerin azalması falan gibi seçenekli şeyler var, durumlar var. Ya bunun aslında en büyük özelliği bu yani kimse kimseyi dinlemiyor, kimsenin kimseye tahammülü yok, toplumsallaşma çok fazla ama yalnızlaşma da bununla doğru orantılı olarak artıyor. Yani herkes herkesle bağlantı içerisinde ama herkes yalnız. Bunun en büyük sebebi de zaten sistemden dolayı çünkü sistem şu anda belli başlı şirketlerin elinde ve bu şirketlerin birçoğu teknoloji şirketi ve bu teknoloji şirketlerinde birçoğu sosyal medya şirketi, bu sosyal medya şirketlerinin de amacı sizi sistemde tutmak. Sistem dediğimiz şey platformlar. Platformların amacı sizi çok fazla tutmak için dopamin havuzuna maruz bırakmak. Dopamin havuzuna maruz bırakmak için odak sürenizi düşürmek. Odak sürenizi düştükçe de sizin hiçbir şeye tahammülünüz kalmıyor. Hiçbir şeyden mutlu olamıyorsunuz. Peki bunu engellemenin yolu ne? İnsanlığa biraz dönmek gerekiyor tabii. Dengeli yaşamaya dönmek gerekiyor. Dopamin havuzunu daha destekleyici niteliklerle doldurmak gerekiyor. Bunu ben bi örnek de olarak söyleyecek olursam, kitapları okurken ben tablet üzerine okuyordum veya işte bir bilgi edinmem gerektiğinde işte yapay zeka veya direkt video izleyerek tüketmeye çalışıyordum. Ama şu an, tabii acil ve daha kapsamlı bilgileri yine aynı sistemle devam ediyorum ama basılı kitap okumaya çok özen göstermeye çalışıyorum. Benim işime yarasın ve yaramasın o kitabı okumanın değerli olduğunu düşünüyorum çünkü kitap okumada şöyle bi şey var siz o an bir bilgi edindiğinizi düşünmeseniz bile uzun vadede beyinden bi nöronu aktifleştiriyor siz farkında olsanız olmasanız da. Ve hayatınızda başka bi süreçte mutlaka o taraftan faydalanıyorsunuz okuduğunuz herhangi bir kitapta, bu kitabın içeriği fark etmiyor veya daha yavaş Hareket etmeye çalışmak çok kıymetli. Çok çalışmak ama daha yavaş çalışmak. Sindirmek aslında doğru kavram bu, sindirmek gerekiyor. Çünkü sindire sindire insanlar aslında bir şeylerden haz almayı başarabiliyor. Sindirmeden direkt tüketim odaklı olunca sinir sistemimiz çok doruklarda yaşıyor olayı. Sürekli bir işte çok bahsediyorum sosyal şeyde, internette, videolarda falan, makalelerde sürekli bir uyarana maruz kaldığımız zaman bu süreç aksıyor ve hiçbir zaman işte o haz duygusunu alamıyorsunuz ve bunun sonucunda da tabii hiçbir şeye tahammülünüz kalmıyor. Bu tahammül kalmayan olgulardan bir tanesi de insan ilişkileri aslında. İşte kimse kimseyi dinlemiyor. Yani bunu dinleyeceğime şunu yaparım, bununla oturacağıma bunu yaparım, sürekli bi alternatif arayışı içerisindesiniz aslında. Yani bu alternatif arayışı zaten insana zarar veren bir şey. Sistemde olmak çok kıymetli ama sistemde olurken de dengeli bir şekilde olup o sistemin içinde kendini kullandırmayıp sistemi kullanarak hayatı daha dengeli, daha mutlu ve daha huzurlu bi şekilde yaşayarak; başka insanlarla tutarlı ilişkiler içerisine girerek yaşamak daha mantıklı benim gözümde. Dinlemek konuşmaktan daha kıymetli yani bu benim daha önce bi duyduğum bi söz vardır: Dinlemenin konuşmadan daha önemli olması işte 2 kulağımızın bir ağzımızın olması aslında buna işarettir der. Saçma veya değil hoşuma giden bir sözdür bu. O yüzden dinlemeyi arttırıp konuşmayı azaltınca aslında o tüketim hazzını ve yoğurma sindirme hazını bilgiyi, daha çok hissediyorsunuz. O yüzden kimse kimseyi dinlemiyor ama bunu aşmanın da yolları mevcut. Onun içine çabalamak gerekiyor. 


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir