Zaman uçup gidiyor, dünyada değişmeyen iki şey hep baki kalıyor: zarar ve ziyan. Kötülük yıllardır vardı, şimdi bu kadar çok dememizin sebebi, internet sayesinde her şeyi gerçek ya da sahte bir şekilde görebilmemizden kaynaklı. Öyle ki, yıllardır bu sömürü düzeni bütün ideolojilerde vardı ve tepedeki 500-1000 insan, milyarca insanı yönetiyordu. Epstein olayı da böyle bir şey. Çünkü o kadar fazla güçlüler ve o kadar fazla paraları var ki, kendilerini insanüstü varlık olarak görüyorlar ve çocukların kanlarını alıp kendilerine aktarıp gençleşmeye çalışmaktan tutun da sapkın ve iğrenç birbirinden farklı olayda yer alıyorlar. Çözüm ne? Bilmiyorum. Makro çözümün sistemi alaşağı etmek olduğunun farkındayım ama her sistem kendi kötüsünü yaratıyor, bunu da tarih ispatlar nitelikte ve buna da çözüm ne onu da bilmiyorum. Mikro çözümüm var ama. Bulunduğun yeri korumak ve her şeye hazırlıklı konuma getirmek. Geliştirmek, savaşa hazırlıklı yapmak. Başka çare ne var bilmiyorum. Ha, bulunduğun konumdakiler problemliyse ne yapacağız? Bu yüzden, resmi gazetede yayınlanan olaydan bahsetmek istiyorum zaten. Bulunduğumuz konumu geliştirmekten bir örnek vereyim. Türkiye’de oyun sektörü hızla ilerliyor. Dinazorların ve cahillerin küçümsediği oyun dünyası, Polonya gibi ülkelerde ülke ayağa kaldıracak kadar vergi rekortmeni ve ihracat şampiyonu oldu. Bizim de yolumuz ona ilerliyordu. Özellikle mobil oyun sektörü (Bknz: Teknoloji raporları). Ama gelin görünki, ona da yasak geliyor. Dijital oyunların bant genişliğinin daraltılması gündem de ve gelin görün ki, denetim olacağı söyleniyor. Oyun oynayanlara. Sen neyi denetleyeceksin? Ne kadar sürdürülebilir, ne kadar güvenli, ne kadar etik? Bu da bulunduğumuz yeri sorguladığımız başka bir nokta. Ziyan noktası. Elde potansiyel var, ziyan ediyoruz. Küreselde kötülük var, zarar görüyoruz. Zarar ve ziyan. Hiç bitmedi, hiç bitmiyor, hiç bitmeyecek. Tek motivasyon, hayatta kalmak ve sevdiklerimizi korumak anlaşılan. Bir de, umudu kaybetmemek, tabii ne kadar mümkünse. Sövgülerimle,


Bir yanıt yazın