Askerdeyken Bitirdiğim Robinson Crusoe Kitap Notlarım

•

Kitap tam bir macera kitabı. Robinson’un karakter değişimi, dine yönelimi, deniz, oda ve kara maceraları, içinde bolca metafor olacak şekilde işlenmiş. Gerçekten çok iyi bir kitap. Okunmasını tavsiye ediyorum. Aşağıda, altını çizdiğim ve yorum eklediğim alıntılar yer alıyor.

S3 … bilgelerin ne yoksul ne de zengin olayım diye dua etmeyi mutluluğunun koşulu saymalarının da işte tam bunun kanıtı olduğunu söyledi.

S3 … yaşamın orta basamağı her tür erdem ve her tür zevk için biçilmiş kaftanmış [dengeli yaşam]

S10 [ailesini dinlemeyen Rob sınanıyor]

S11 … başka bir adam öldüğümü zannederek tulumbanın başına geçip beni ayağıyla bir kenara itmiş; oracıkta, kendime gelmeden önce uzun bir süre yatıp kaldım. [inanılmaz bir psikoloji]

S13 … Tanrı’nın, gitmek için direttiğinde başına ne geleceğini gösterdiği bir deneyim olarak gör. [motor kazam gibi]

S14 … kendilerini saygın aptallar durumuna düşüren eylemlerden utanmıyorlar da kendilerini yalnızca bile kılabilecek geri dönüşlerden utanıyorlar. [dönmek bazen iyidir.]

S24 … özgürlüğüm uğruna her şeyi yaparım. [ben de…]

S38 … babamın daha önce bana öğütlediği ve eğer sözünü tutup evde kalsaydım, şimdiki gibi kendimi tüketmeyeceğim o orta basamağa ya da düşük yaşamın üst basamağına doğru yol alıyordum ve kendime sık sık, bunu beş bin mil uzağa gidip yabancılarla vahşilerin içinde, ıssız bir yerde ve beni zerre kadar tanımadıkları, dünyanın herhangi bir yerinden sesimin duyulamayacağı kadar uzak bir ülkede yapmak yerine, pekala İngiltere’de dostlarımın arasında da yapabileceğimi söylüyordum. [onca çaba ne içindi?]

S38 … Tanrı da ikisinin yerini değiştirip yaşattığı deneyimlerle önceki mutluluklarını aratabiliyor. [kaza ve askerlikle elimden alınan özgürlük]

S43 … [önce denizci -> köle -> kaçak -> çiftlik sahibi – şimdi tekrar başlıyor]

S49 … Boynuna yağlı urgan geçirilmiş bir caninin tam asılmak üzereyken cezasının ertelendiği bildirilince, şaşkınlığından yüreğinin durmasını önlemek üzere biraz kanını alması için bir de cerrah getirilmesi geleneği beni artık şaşırtmıyor. “Acılar gibi, ani sevinçler de önce sarsar insanı.” [Askerde okunacak kitabı bulmuşum. Tam beni anlatıyor.]

S69 … İçinde bulunduğum durumu yazmaya koyuldum; pek mirasçım olacak gibi gözükmüyordu, peşimden buraya geleceklere bırakmak için değil de her gün zihnime üşüşüp bana acı veren düşüncelerden kurtulmak için … [Askerde de böyle yapıyorum hatta sivilde bile]

S84 … Fakat tahıl üretimine elverişsiz diye bildiğim bir ikilemde arpanın yetişmesi ve özellikle de oraya nasıl geldiğine akıl erdiremeyişim yüzünden beni tuhaf biçimde sarstı ve Tanrı’nın mucizevi biçimde, tohum dikilmeksizin oradan arpa bitmesini sağladığını, bunun da doğrudan benim o vahşi, sefil yerde yaşamımı sürdürmem için olduğunu düşünmeye başladım. [yerleşik hayat takviyesi – Tanrı, Rob’u bu hayata hazırlıyor]

S99 … “Tanrım bana yardım et, başım büyük dertte!” – ilk dua – inanç sorgulama

S105 … Okurlara olayların gerçek anlamını kavradıklarında günahtan kurtulmanın, endişeden kurtulmaktan daha büyük bir nimet olduğunu göstermek için bu bölümü buraya ekledim.

S117 [Base geliştiriliyor. Tarım yapılıyor.]

S130 [korkuluk keşfi – ekmek yapmaya çalışmak – küçük şeylerin değerini anlamak, benim durumum gibi]

S139 “Hele önce bir yapayım; eminim bittiği zaman şu ya da bu biçimde bir yolunu bulurum”

S141 … Ancak işime yarayan kadarının bir değeri vardı: Yememe ve ihtiyaçlarımı gidermeye yetecek kadarına sahiptim, gerisinin benim için ne anlamı vardı?

S142 Bence elde edemediklerimizle ilgili bütün hazırlığımız, sahip olduklarımız için şükretme huyumuz olmamasından kaynaklanıyordu [Askerde farkettim]

S145 … Özetle bir yandan üzücü bir yaşantı sürerken öte yandan da bağışlanmış bir yaşama sahiptim; bunu rahat bir yaşam haline getirmek istiyorsam, Tanrı’nın bu koşullarda bana gösterdiği inayeti ve beni koruyup kollamasındaki hikmeti kavrayıp, bunu gündelik tesellim haline getirebilmeliydim. Bu konularda ilerleme gösterdikten sonra yoluma devam ettim ve artık hiç üzülmedim. [kaza ve askerlik … ben de yapabilirim.]

S161 [Tarımdan sonra hayvancılık ve mandıra]

S171 … İnsanın yaşamı nasıl da Tanrı’nın tuhaf bir dama oyununa dönüşüyor! Koşullar değiştikçe eğitimler de nasıl gizemli kaynaklar tarafından alelacele değiştiriliveriyor!

S182 … Bunlar da beni insanoğlunun kendi koşullarını hiç durmadan kendilerinden iyi durumdakilerle kıyaslayıp duracağına, yakınmalarını ve söylenmelerinin önünü almak ve şükretmek için kendilerinden daha kötü koşullarda yaşayanlarla kıyaslasa, yaşam ne getirirse getirsin canının ne kadar az sıkılacağını düşünmeye yöneltti.

S186 … gelenekleri tanrılarına insan kurban etmek gibi ne kadar kanlı ve barbarca ayin barındırırsa barındırsın, yine de İspanyolların yaptıklarına bakılınca bu insanlar oldukça masumdu.

S210 … Ama genellikle toy kafaların kaderi böyle olduğundan, tıpkı şimdi benim akıl ettiğim gibi, bunun ne kadar aptalca bir iş olduğunu akıl etmek uzun yılların ya da pahalıya patlayan deneyimin sonucu oluyor.

S234 … Buradan çıkarttığıma göre, dünyadaki en cahil putperestler arasında bile papazlık zanaatı bulunuyordu ve halkın din adamlarına saygısını korumak için dini gizemli hale getirme politikası yalnızca Romalılarda değil, dünyanın tüm dinlerine, hatta en zalim ve barbar vahşilerinde bile vardı. [önemli bir bilgi]

S266 … “Biliyorsunuz” dedi, “İsrailoğulları başlangıçta Mısır’dan kurtarıldıkları için sevinseler de ıssızlığın ortasında ekmeksiz kaldıklarına kendilerini kurtaran Tanrı’ya bile isyan etmişlerdi.”

S270 … “İçimize doğan bu tür ipucu ve uyarıları pek az kişi inkar edebilir sanırım; bunlar görünmeyen bir dünyanın ve ruhlarla iletişim kurmanın kesin kanıtlarıdır kuşkusuz; eğer bunlar bizi tehlikeye karşı uyarma eğilimi gösteriyorsa, neden bunların dostça bir kaynaktan (bu kaynağın yüce mi, aşağı ya da tabi mi olduğu sorunumuz değil), bizim iyiliğimiz için geldiğini varsaymayalım ki?

Ve kitap içi çeşitli yorum notları

19/08/2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir