Küçük Başlayın, Büyük Düşünün | Başkalarının Hayatını Yaşayarak Zamanınızı Çöpe Atmayın

Steve Jobs, son yüzyılın en yenilikçi ve inovatif insanlarından birisi. Söylediği her söz, okunmaya değer. Bu sözleri; başlangıçlara dair, sektöre dair, liderliğe dair, inovasyona dair, diğer herkese dair, teknolojiye dair, itkilere dair, mirasına ve hayata dair olmak üzere bu kitapta kategorilerindirilmiş şekilde bulabilirsiniz. Bi çırpıda bitirmek yerine, kesinlikle sürekli yanda bulunulması gereken bir kitap.

 

Steve Jobs Biyografisi

Walter Isaacson, Steve Jobs’u ve Geleceği Keşfedenler’i okuduktan sonra favori yazarlarımdan biri oldu. Dünyanın akışını, kaderini değiştiren insanlardan biri olan Steve Jobs, evlatlık olarak alındığı bir ailede büyüyor ve mükemmeliyetçi ruhu burda gelişiyor. Üniversite yıllarında Hindistan’a manevi arayış içinde gidiyor ve sadelik aşkı burda gelişiyor. Sanat ve Teknolojinin arasındaki ince çizgide kendine yer bulması, onu Dünyanın en iyi ürünlerini yapmaya teşvik ediyor. 1984’de Macintosh’u çıkarıyor, “1984” adlı reklam filmiyle inanılmaz bir başarıya ulaşıyor.

 

Ama her şey yolunda gidecek diye bir şey yok tabii. 80’lerin ortalarında Apple’den kovuluyor çünkü çalışanlara karşı kötü açıksözlülüğü, hiçbir şeyi beğenmez oluşu (ki bu mükemmelliyetçiliğinden kaynaklıdır.) yönetim kurulunu kızdırıyor. O da gidip NeXT adında bir şirket kuruyor ve gene çok iyi işler başarıyor. Bu işlerden biri bir işletim sistemi.

 

Tabi Apple’da, Jobs kovulunca işler sarpa sarıyor ve Apple NeXT firmasını ve doğal olarak işletim sistemini satın alıyor, Jobs Apple’a geçici CEO oluyor. Yıl 90’lar. Apple için çöküş vakti diyor herkes. Ama Jobs gelince hiç sanıldığı gibi olmuyor.

1998’de iMac satışa çıkıyor, kişisel bilgisayar devrimi bir kez daha gerçekleşiyor.

2001’de iPod satışa çıkıyor ve Beyaz Saray dahil her türlü kesim iPod sahibi oluyor. İlerleyen zamanda iTunes ile birlikte, Jobs müzik endüstrisini değiştiriyor.

2007’de iPhone satışa çıkıyor ve telefon endüstrisi, TAMAMEN değişiyor.

 

Dünyanın en önemli insanlarından olan Steve Jobs’un biyografisini, en iyi anlatımıyla Walter Isaacson’dan okumalısınız.

Steve Jobs İşe Alım Sanatı

İşe Alım Sanatı

Işe Alım Sanatı nedir ? Nasıl yorumlayabiliriz ? Jobs der ki, başarıya aç olun ve asla yetinmeyin. Hayattaki en zengin insan olmanın bir anlamı yok, önemli olan o gün iyi bir iş çıkardığın hissiyle uyanmak.

Jobs bunun çalışanlarında da olmasını istedi haliyle. İyi bir iş çıkarsınlar, bunun tadına varsınlar, vizyonları ve misyonları şirketle bütünleşsin.

Bununla ilgili “O aday, kendini ürün ile, vizyon ile ve şirket ile zaten özdeştirmiştir. Neler yapabileceğini hayal etmiş, o özgüven ile sizin ile konuşuyordur. Ve bu adaylar henüz en iyi ürünün tasarlanmadığını, yapılmadığını bilirler ve inanırlar. Her gün bu tür adaylar için şirket içerisinde bir yarış vardır. Bu tür adaylar için ücret, yan haklar, pozisyon ve yapabilecekleri hakkında ki bilgiler sadece ciladır O güven ile karşımıza gelmiş bu ruh halini sergileyen adaylar zaten ücretin yeterli olacağını bilirler. ” der. Bu sözünü de “Biz zeki insanları işe alırız ki onlar bize ne yapacağımızı söylesinler.” diyerek destekler.

Steve Jobs Pazarlama Sanatı

Jobs’un Pazarlama Sanatı

“Müşterinize ne istediğini sorup ona göre ürün çıkaramazsınız, çünkü siz onların istediğini yapıyorken onlar başka bir şey istiyor olacaktır.” Jobs’un bu sözü onun pazarlama sanatında ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor, değil mi ?

Sözdeki olayı şöyle örneklendireyim. Apple 90’ların sonunda batmak üzereyken kovdukları Jobs’u geri getirmek istediler. Jobs’un gelir gelmez yaptığı şey ise müşterilerinin ne istediğini keşfetmeye çalışmaktı. Şöyle ki, istediklerini değil, isteyip istediklerini bilmedikleri şeyleri ortaya çıkarmaktı. iPhone çıkmadan önce kimse dokunmatik telefon özlemi çekmiyordu. Belki çekiyordu fakat kimse bunu bilmiyordu. On sene daha tuşlu telefon kullanılsa sırıtılmazdı. Fakat iPhone çıkınca tuşlu telefon bırakıldı, diğer telefon firmaları da dokunmatiğe yöneldi. Apple’ın pazarlamadaki başarısı, işte budur.

Bir Dünyayı Değiştirme Hikayesi | Steve Jobs

Bir dünyayı değiştirme hikayesi diye başlık attım. Dünyayı değiştirme hikayesi ne demektir ? Steve Jobs, dünyayı hayallerini kovalayarak daha iyi yapmıştır. Dünyayı değiştirmiştir. Hayat hikayesini okurken (Steve Jobs Biyografisi – Walter Isaacson) en çok etkilendiğim kişidir. “Kalbinizi ve içgüdülerinizi dinleyin. Her gününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın.” diyerek dünyayı daha yaşanabilir kılmanın en önemli noktasını vurgulamıştır. Çok büyük adamdır cidden.

Bu büyük adam, 1955’te San Francisco’da doğuyor.

Biyolojik anne ve babası, ki babası suriyelidir, evli olmadıkları için evlatlarını evlatlık vermek zorunda kalıyor. Zaten ileride bahsedeceğim sinirli ve hırslı olması bu yüzden kaynaklanıyor. Neyse, bu bebeği Paul ve Clara Jobs adında işçi sınıfından bir çift, bebeğe Steve adını vererek evlat ediniyorlar. Babası çok tasarıma düşkün, mükemmelliyetçi bir adamdı. (Jobs’un Apple’da tasarıma önem vermesinin nedenini şimdi anladınız mı ?)

1972’de Reed Üniversitesi’ne giriyor fakat derse girmek çıkmak gibi sıradan işleri yani akademik hayatın disiplinini sevmediği için birinci dönemin sonunda okulu bırakıyor. Para kazanmak lazım tabii, Atari’de teknisyen olarak çalışmaya başlıyor. Aynı dönemde ise Homebrew Computer Club ile tanışıyor. Yine aynı dönem HP’de hesap makineleri üzerinde çalışan adaşı Steve Wozniak ile düzenli olarak katıldıkları bu toplantılardan birinde devrim niteliğindeki keşiflerini ilk defa paylaşıyorlar. Wozniak’ın, Jobs’un ailesinin garajında yaptığı anakart, bilgisayar klavyesinde basılan harfin monitörde belirmesini sağlıyordu. Ayrıca Jobs – Wozniak ikilisi, mavi kutu dedikleri bir alet yapmış ve bundan iyi para kaldırmışlardı. İşte, Wozniak’ın mühendisliği ve Jobs’un pazarlamacılığıyla bu ikili ileride Apple’ı kuracaktı. Apple’ın ismi de Jobs’un bir arkadaşının (arkadaşının detayları biyografisinde yazıyor, Isaacson’un Jobs biyografisini okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.) elma bahçesinde gezerken aklına birden gelmesiyle doğuyor.

1 Nisan 1976’da Steve Jobs ve Steve Wozniak önderliğinde Apple kuruluyor.

O sırada aralarında olan üçüncü kurucu ortak Ron Wayne, iki haftadan kısa bir süre sonra ayrılıyor. Wozniak’ın yarattığı Apple I, o yaz 666,66 dolardan satışa sunuluyor. Jobs’un görevi ise üretim için kaynak ve ürünün pazarlanmasını yürütmek oluyor. Dedim ya, mühendis – pazarlamacı ikilisi kuruyor Apple’ı.

Apple 1977’de kurucuları ve risk sermayedarları tarafından şirketleştiriliyor.

Renkli grafikler oluşturabilen dünyanın ilk kullanıcı dostu kişisel bilgisayarı Apple II piyasa sürülüyor. Apple II her kitleye hitap ediyordu. Şirketin gelirleri 1 milyon dolara ulaştı. Büyük oranda Wozniak’ın eseri ve Jobs’ın tasarım – pazarlama iyileştirmesi ile bu model 1993 yılına kadar üretiliyor.

1980’de Apple, topladığı 110 milyon dolar ile o güne kadar ki en yüksek halka arzlarından birini gerçekleştiriyor ve 1982 yılında şirketin geliri 1 milyar dolara kadar yükseliyor. Bunun üzerine 1983 yılında Pepsi’nin pazarlama gurusu John Sculley, Apple’ın CEO’su olarak atanıyor. Jobs, Sculley’i davet ederken “Hayatını asitli su satarak mı geçirmek istiyorsun, dünyayı değiştirmeye adayarak mı ?” demiştir. Jobs’un buradan ne kadar büyük bir kişi olduğunu görüyoruz. Aynı yıl piyasaya sürülen Lisa modeli (Lisa ismi Jobs’un 23 yaşındayken kız arkadaşı Brennan’dan olan Lisa adında bir kızından geliyor. Dava açıp Lisa’nın babası olamayacağı söylense de, Jobs kızını kabul etti ama Brennan ile evlenmedi.) çok yenilikçi olmasına rağmen maliyeti nedeniyle geri çekildi. Bir yıl sonra, ilk grafik kullanıcı arayüzlü (Bknz. İlk GUI Kullanan Bilgisayar) ve “büyük düşün – think different” yaklaşımıyla Macintosh lanse edildi. Macintosh için “1984” isimli efsane bir reklam filmi çekilmiştir, hayatımda izlediğim en efsane reklamdır. Buradan izleyebilirsiniz.

Jobs, şirket hayatında çok sinirli, hırslı, patavatsız ve gamsız olduğu için şirketten 1985 yılında çıkartılıyor. Daha önce yazdığım bir sürü makale var, bilirsiniz, ümidini kaybetme ve pes etmeme konulu. Onun gibi, Jobs’ta umudunu kaybetmiyor ve 1986’da NeXT bilgisayar şirketini kuruyor. NeXT ile belli bir miktar gelir sağladıktan sonra Pixar’ı satın alıyor ve Oyuncak Hikayesi gibi devrim yaratan animasyonlar çıkartıyor. NeXT bilgisayarlarda da, dünyanın ilk internet tarayıcısı kullanılmış ve işletim sistemi bugünkü Mac ve iPhone’larda kullanılmıştır.

1993’ün ilk çeyreğinde Apple 188 milyon dolar zarar açıkladı.

Spinler, CEO görevini Sculley’den devraldı. Windows 95’in çıkması, parça sıkıntıları çekmeleri, şirketin müşterilerin ne istediğini tahmin edememesi şirketi batmaya yöneltiyordu. Bunun üzerine Jobs’un şirketi NeXT’i 430 milyon dolara satın aldılar ve NeXT yazılımlarını kullandılar. Jobs ise Apple’a geri döndü ve Pixar yöneticiliğine de aynen devam etti. CEO ise Gil Amelio oldu.

1997’de Amelio ayrılında Jobs geçici CEO olarak Apple’In yönetimini ele aldığında şirketin bilgisayar pazarındaki payı her geçen gün düşüyordu. Jobs’un dönüşünün ertesi senesi, 1998’de lanse edilen renkli iMac masaüstü bilgisayarlar piyasada devrim yaratmakla kalmadı, Apple’ın kaybettiği gücü geri kazandırmaya başladı.

2001’de iPod, Apple’ı Apple yapan oldu sanırım. Eski gücüne tekrar kavuşturdu, herkesin cebinde iPod oldu. Walkman’ı öldürdü, “iPod’unda ne dinliyorsun ?” gibi soruları dünyada yaydı, yedisinden yetmişine, siyasilerde, herkeste iPod bulunur oldu.

2003’te iTunes Music Store ile Apple müzik dünyasına giriş yaptı.

Böylelikle dijital müziğe ulaşmamız kolaylaştı ve ilk hafta 1 milyon şarkı satın alındı.

2007’de iPhone hayatımıza girdi.

Cep telefonlarına bakış açımız değişti, diğer akıllı telefon üreticilerine önderlik etti.

2008’de lanse edilen MacBook Air hafifliği ve hızıyla herkesin hayranlığını kazandı.

Sunum sırasında bilgisayarın inceliğini anlatmak için zarftan çıkarmış olması ise Jobs’u sunum eğitimlerinin vazgeçilmez kahramanı yaptı.

2010’da tanıştığımız iPad ise şıklığı ve kullanışlılığı ile tablet bilgisayarların makus talihini değiştirdi.

1990’lı yılların ortasında iflasın eşiğinden dönen Apple’ı Ağustos 2011’de “dünyanın en değerli şirketi” ünvanına kavuşturan Steve Jobs, son yedi yıldır pankreas kanseriyle mücadele ediyordu. Ekim 2004’te ameliyat olduğunu ve iyileşeceğini söyleyen Jobs’un aşırı kilo kaybettiğini farketmemek mümkün değildi. 2008’de yaptığı açıklamada “şirketten ayrılmayı düşünmediğini” söyleyen efsanevi CEO, 2009 yılı başında bir süre izin almak durumunda kaldı ve karaciğer nakli ameliyatı oldu. Haziran’da görevinin başına dönmesine rağmen Eylül’de katıldığı Apple organizasyonunda halsizliği gözlerden kaçmadı. 2011 başında tekrar izne çıkan Jobs şirket çalışanlarına gönderdiği mesajda günlük işleri bırakacağını ancak hala CEO olduğunu ve önemli kararları kendisinin vereceğini açıkladı. 24 Ağustos’ta istifa eden Jobs, iPhone 4S lansmanından bir gün sonra aramızdan ayrıldı.

Başarılarla dolu bir hayatın ardından söylenecek çok söz yok aslında. Teknolojiye bakış açımızı değiştirdiği ve ürünleriyle hayatımızı kolaylaştırdığı için teşekkür ediyoruz Steve Jobs’a. En büyük kahramanlarımdan biri oldu benim. Sözleriyle, yaptıklarıyla. Isaacson’un Steve Jobs kitabını okumayı sakın unutmayın. 2005’de Stanford Üniversitesi’nde yaptığı o efsanevi konuşmaya da buradan ulaşabilirsiniz, kesinlikle izleyin. Çok şey katıyor insana.

Başkalarını Ne Kadar Dinlemeli ? | Bir Kurbağa Hikayesi

Kurbağalar bir yarışma düzenlemiş. Hedefleri çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış. Gerçekte seyirciler arasında hiç biri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş: ”Zavallılar! Hiç bir zaman başaramayacaklar!”

Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırmaya devam ediyorlarmış: ”Zavallı! hiç bir zaman başaramayacak!”

Sonunda bir tanesi hariç, hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içerisinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler.

Biri ona yaklaşmış ve sormuş; ”Bu işi nasıl başardın?” diye ve cevap gelmemiş. O anda farkına varmışlar ki;

Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!

Hikaye kaynağı

Önceki makalelerimde de bahsettim, Jobs diyordu ki : “Bu hayat size bir kere bahşedildi. Başkalarının dediği şekilde, başkalarına özenerek yaşamayın. Zamanınız değerli.” En azından benim anladığım buydu Jobs’un dediğinden. Yok şu üniversiteyi kazanman gerekiyor, yok devlete sırtını yasla ömür boyu rahat et, yok bilmem ne. Sanane kardeşim. Diyeceksiniz ki, şu üniversiteyi kazanmam gerekiyor, hayallerimi gerçekleştirmem için şunu yapmam gerekiyor, eğer yapabileceğime inanıyorsam yaparım. Başarı böyle elde edilir, edemeyenler anca arkanızdan “yapamazsın” diye bağırır ve size düşen görev, onları dinlememektir.

 

İlk GUI Kullanan Bilgisayar

Bu yazımızda hem GUI’nin ne demek olduğundan, hem de ilk GUI kullanan bilgisayardan bahsedeceğim.  Çünkü ilk kullanma aşamaları biraz pişmanlık dolu geçiyor.

GUI NEDİR ?

Açılımı Graphical User Interface, yani grafiksel kullanıcı arayüzü olan, bilgisayarlarda işletilen komutları ve çıktıları simgeler, pencereler, düğmeler ve paneller ile kullanıcıya daha kolay bir deneyim sağlatan sistemin genel adı oluyor. Yani şu anda yazıyı okuduğunuz pencere, yazıyı kopyalamanız, fareyi oynatmanız hepsi bu sistem içinde yer alıyor. Arayüz yani. İlk kim bulduysa baya işe yarayacak bir şey bulmuş. Kimse 1010101’lerle uğraşmak istemezdi yani. Olayın tarihi ise şöyle:

İlk arayüz kullanan bilgisayar bilindiği gibi Apple Lisa değil. İlk olarak Xerox firması, 1973 Nisan’ında ilk kullanıcı arayüzlü bilgisayarı yapıyorlar. Adı Alto. 3 tuşlu fare, bit-map li görüntü, grafiksel bir windows, ethernetli internet kullanan bu bilgisayar, göründüğü gibi gelecek vadeden bir bilgisayar. Xerox yine geliştirmeye devam edip 1981 de daha profesyonel bir arayüzlü bilgisayar yapıyor. Star adını verdikleri bu bilgisayar, duble tıklanmalı ikonlar, üst üste pencere olabilen windows işletimi, diyalog kutuları ve 1024*768 monokrom görüntü. O zamanın devrimi resmen. Fakat Xerox yöneticileri, bu arayüzü yapan ekibe “böyle şey mi olur, kullanıcı fare mi kullanır” gibi saçma sitemlerle projeyi onaylamıyorlar. Bunun sonucunda Star ve Alto rafa kaldırılıyor.

Bunun sonucunda Apple kurucusu Steve Jobs, o dönem Apple yükselme yıllarında tabi, Xerox’u ziyarete geliyor. Rafa kaldırılan bu projeleri gördüğünde bu projelerin rafa kaldırılmasının aptallık olduğunu söylüyor. Xerox yöneticileri dinlemiyor tabi. Bunun üzerine fırsatı değerlendirmeyi iyi bilen Jobs, Xerox’ta ki GUI sistemini geliştiren ekibi Apple’a alıyor ve Apple Lisa’yı çıkartıyor. Böylelikle dünya, gelecekte herkesin evinde bulunacak olan GUI ile tanışmış oluyor. Arayüzün tarihi böyle yani. Pişmanlıkla dolu demiştim, çünkü Xerox bu projeleri rafa kaldırmayıp değerlendirmeyi bilseydi, şu anda ortalıkta Microsoft, Apple’dan üstün bir Xerox görebilirdik. Fakat değerlendiremediler ve şu zamanlar fotokopi, yazıcı ve tarayıcı alanında ürün geliştiriyorlar. Jobs’un ise fırsat değerlendirme kabiliyetini de görmüş oluyoruz. Teşekkürler GUI’yi raftan çıkarıp dünyaya bahşeden adam !

Bu Hayatta Zamanınız Sınırlı..

Zamanımız Sınırlı
Zamanımız Sınırlı

O sınırlı zamanı, başkasının yaşamını harcayarak yaşamayın.

Biz hayata bir kere geliyoruz. Aynı sınırlı hayatı başka bir yerde başka bir zaman yaşamayacağız. Ortalama 70 – 80 yıllık kısa bir zaman süresince, neden başkalarının peşinden gidelim ki ? Ülkemizdeki eğitimi baz alacak olursam, 8 yıl ilkokul ve ortaokul ,4 yıl lise ve 4 yıl üniversite okuyup, işte lisans doktora muhabbetlerine girip, sonra sizden çok çok düşük eğitimde bir insanın etkisi altında kalarak yaşanan hayattan ne beklenir ki ? Steve abimizin de dediği gibi başka kişilerin düşünceleriyle yaşanan yaşam, dogmaların tuzağına düşmek demektir. Araştırmadan, etmeden birisinin dediklerine sadık kalmaktır. Biat etmektir. Bütün ömrü hiçe saymaktır. Bu yüzden hepimiz, kendi hayatımızı yaşamalıyız. Başkalarının kafamıza, kolumuza ip bağlayıp bizi yönetmesine izin vermemiz halinde, o kadar eğitim, o kadar emek, o kadar risk, o kadar girişim, o kadar fikir boşa gidecek. Cidden boşa gidecek. Çünkü o kadar şeyi, biat ettiğiniz kişiye vermiş olacaksınız.

“Bu hayatta zamanınız sınırlı. O zamanı, başkasının yaşamını yaşayarak harcamayın. Başka kişilerin düşünceleriyle yaşanan yaşam, dogmaların tuzağına düşmek demektir.”

Apple sloganında da dediği gibi:

FARKLI DÜŞÜN.