Evet dostlar, yeni bir video, yeni bir setup, yeni bir düzen. Ama bu kadar karmaşalı bir arka planın, mikrofonun, vesairenin arasında konuşacağımız konu minimalizm.
Biraz tezat olacak ama, minimalizm konusuna değinmek istiyorum çünkü son zamanlarda beni en çok mutlu eden, beni hayata tutunduran konunun özgürlük ve bağımsızlık, aslında Atatürk’ünde felsefesi bu, olduğunu görmeye başladım. Özgür olmanın, sade bir yaşam benimsemenin, ve odaklı bir yaşam benimsemenin ne kadar faydalı, ne kadar hayatıma verimli ve olumlu derecede etki ettiğini fark ettim. Bu yüzden de bu konu hakkında konuşmak istedim.
Şimdi, minimalizm ve minimalist yaşamdan kastım şu, pragmatist yaşamla alakalı biraz da. Şöyle ki, ihtiyacın olmayanı hayatında bulundurmayacaksın. Bu tabii bir eşya da olabilir, bir insan da olabilir. Şimdi insan olabilir dediğim zaman, bunun muhalefetini şu şekilde yiyorum, “sen hayatındaki insanları çıkar ilişkisine göre mi tutuyorsun?” gibi bir muhalefet yiyebiliyorum. Ama bu teze karşılık bir cevabım var, insanların hepsi, yani bütün insanlar aslında hayatlarındaki insanları belli bir çıkar ilişkisine göre tutuyor arkadaşlar. Yani ben bir arkadaşımla veya yakınımla çıkar ilişkisi yapmıyorum diyen yalan söylüyordur. Çünkü bu çıkar ilişkisi dediğimiz şey sadece maddi bir ilişki veya bana bunu yaparsa ben ona şunu yaparım denilen bir ilişki değil. Her insan karşısındaki insandan veya aldığı eşyadan, bulunduğu evden, bindiği arabadan maksimum verim almak ister ve buna göre karşılığını vermek ister. Mesela bir insan, bir arkadaşınız vardır, bu arkadaşınız sizi sürekli üzüyorsa, hiçbir beklentinizi karşılamıyorsa tabii ki ondan soğursunuz. Tabii ki onunla ilişkinizi sorgularsınız yani bu özel ilişkiler için de geçerlidir ve bir eşya işte sizi tatmin etmiyorsa, karşılığını vermiyorsa veya kullanırken problem çıkarıyorsa bunu bir daha kullanmak istemezsiniz, o markadan bir daha satın almak istemezsiniz. Bu yüzden minimalist yaşamın da şöyle bir artısı var arkadaşlar, sizi sadeliğe yöneltiyor ve diyor ki, “sen, bu almak istediğin veya sahip olmak istediğin çoğu şey gereksiz.” Yani bu 80/20 ilkesinde de bahsedilir. 80/20 ilkesi de şudur: hayatındaki her şeyin sadece %20’si kıymetlidir, %80’i boş gürültüdür. Burada yapılan şeyler de vardır, hayatınızdaki varlıkların değeri de buna göredir yani %20’si aslında kıymetlidir. Gerçekten o hayatınızdaki şeylerin %20’sini siz maksimum ölçekte hayatınıza katarak kullanabilirsiniz. Ama o kalan %80’i boş gürültüden ibarettir. Ve bu boş gürültüyle zihni bulandırıp daha çok stres daha çok kortizon seviyesini artırma, daha çok sinir stres seviyesini artırmaya yönelik bir hayat, bir yaşam tarzı benimsemek çok saçma. Çünkü gereksiz derecede ömrü kısaltacak bir hamle bu. O yüzden %20’ye odaklanıp %80’i barındırmak veya olduğunu bilip umursamamak daha kıymetli arkadaşlar. Bu yüzden minimalist hayat daha kıymetli oluyor.
Şimdi minimalist hayatın genel bir tanımını vermiş oldum, benim hayatımda uyguladığım noktası ise şu: tek bir nokta. Atıyorum, ihtiyacın olmayan şeyi yapma ve tek bir noktaya odaklan. Yani benim hayatım aslında arka planımdan ibaret. Arka planımdaki çalışmalar, hayatımdaki çalışmaların karşılıkları arka planımda, kitaplığımda, duvarlarımda, diplomalarımda yansıyor. Ve bundan ötesi yok veya işte kaldığım evin, daha başka bir eve ihtiyacım yok şu anda. İşte köyde, kırsalda yani bunun hakkında detaylı bir video çekeceğim neden kırsala taşındım konulu, kırsaldaki ufak bir evimden başka aile evim dışında kalacağım bir yer yok. Neden? Çünkü ihtiyacım yok. Sade bir yaşam. Mesela bir aracım var, aracım motosiklet. Çok fazla tepki alıyorum hani “niye araban yok?”, “niye araba almıyorsun?”, işte “kış vakti üşüyorsun” veya “araba al rahat edersin” vesaire. Hayır, çünkü ihtiyacım yok. Hani biraz arz taleple de alakalı yani sizin o arabayı alırken ya da o evi alırken ki harcayacağınız zamanı düşünüp o zamanı o bedeli aslında o maddiyatı düşünüp o maddiyatı elde etmek için gereken bir zaman var ve zaman hayattaki en kıymetli şey arkadaşlar. Çünkü telafisi olmayan tek şey zaman. Her şeyin telafisi var, zamanla ölümün telafisi yok. Ve bu zamanın karşılığına değecek bir hamle mi o arabayı o evi almak, bunu hesaplamak gerekiyor. Minimalizm ise bunları hesaplamana gerek bıraktırmıyor seni. Niye, sade bir yaşam. Senin buna ihtiyacın yok. O zaman almana gerek yok yapmana gerek yok diyor.
Hayatımda uyguladığım nokta da örneklem üzerinde ilerleyecek olursam da ben şunu yapıyorum, motosikletim var ve bilgisayar – yazılım işiyle uğraşıyorum biliyorsunuz, ve büyük bir Thule marka çantam var, bu çantamın içerisinde hani valiz gibi de oluyor, dönüşüyor bu çanta, içerisine koyduğum birkaç parça kıyafet, bilgisayar, tablet, kablolarım, ne bileyim gerekli alet edevatları koyup bu çantayla hayatta her şeyi yapabilecek özgüvene sahip oluyorum. Yani bu çantayı ben motosikletimin arka çantasına koyup işte kaskımı ekipmanımı taktığım anda şöyle bir özgüven geliyor bana: “Emirhan sen motosikletine atlayıp dünyanın her yerine gidip hayatta kalabilirsin, ve para kazanabilirsin.” İşte bu dijital göçebelik kavramı daha önceki Youtube videolarımda bahsettiğim. Bilgisayarın var, internetin var, elektrik var, ve işte Maslow’un ihtiyaç hiyerarşisindeki o temel güvenlik, barınma, yemek ihtiyacını karşıladıktan sonra her yerde yaşayabilme her yerde hayatta kalabilme olayı. Benim minimalizm tarafında uyguladığım nokta gerçek hayat üzerinde gerçek iş hayatı üzerinde bu. Yani ilk başta bahsettiğim bir pragmatist hayat, ikinci noktada bahsettiğim özgürlükçü ve bağımsız havası. Yani atlayıp her yere gidebilme özgürlüğü. İstediğin her şeyi yapabilme özgürlüğü. Bu çok değerli arkadaşlar.
Diğer konu ise yaptığım çalışmalar ile alakalı basit tutma. Bu da iş hayatında aslında yazılımdan ve öğretmenlikten bahsedeceğim biraz, sade tutma. Çünkü Einstein’ın da bir sözü var bu konu ile alakalı, bir problemi anladığınız zaman aslında sorunu çözüme ulaştırmanın yüksek bir kısmını, tam oranını hatırlamıyorum şu an, ama %50’nin üstünde bir oranını çözmüş oluyorsunuz. Önemli olan problemi anlamak der. Ve problemi anlamak için de basit tutmak önemli. Bunun hakkında bir söz daha var, bir problemi, bir sorunu karşıya ne kadar iyi anlatabildiğiniz, onu ne kadar iyi çözebildiğiniz anlamına geliyor. Bunu yapmanın en iyi yolu da basit tutmak aslında biraz matematiksel düşünme ile de alakalı bu konu bilişsel düşünme ile de alakalı. Hayatı, yani karmaşaları basit tutmak çok önemli. Ve basitleştirip, hani tümden gelerek bu konuyu yapabilirsiniz, veya politik bir cevap olacak ama Süleyman Demirel’in dediği “Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz” dediği gibi daha basit tutup onun üzerinden çözüme gidebilirsiniz. İş hayatında uyguladığım nokta bu aslında benim, her şeyi basit tutup, her şeyi derli doplu düzenli planlı, problemi saptanmış hale getirip ondan sonra çözüme gitmeye çalışırım ben. Çünkü problemi saptanmış hale getirdikten sonra onu çözmek çok daha kolay, çok daha basit hale geliyor. Bunu da tek bir noktada derlediğimiz zaman yine sade bir yaşam tarzına girmiş oluyoruz.
Son olarak da bu sade yaşamla alakalı hayat yedekleme konusu. Şimdi yeni gündem, yeni güncel bir haberde de biliyorsunuz İlber Ortaylı, çok değerli bir bilim insanı, tarihçi, vefat etti ve kendisinin de söylediği sözlerden çok benim benimsediğim, önemli olan: “Kayda geçmemiş yaşam yaşanmamış” gibi tarzında bir sözü var kendisinin. Burada da yine sade tutmak çok önemli. Yani hayatın bütün detaylarını değil, 80/20 ilkesinden yine değineceğim, hayatımızda 100 birimlik bir yaşantımız varsa 80 birimlik yaşantı gürültü olabiliyor, mahremiyet olabiliyor, veya rutin olabiliyor, ama bunları çıkardığımızda kalan 20’yi çok değerli kılmak önemli ve bu değerli yaşamı da kayıt altına almak çok önemli. Ben bu kaydı nasıl alıyorum? Ben web sitemde yazarak alıyorum. O yazdıklarımı da burada videoya çevirebiliyorum. Bu tabii ek çalışmalar ama. Yazıp çok sade bir tema ile, çok sade bir tasarım ile çok sade bir web sitesi üzerinde barındırıyorum. Niye? Çünkü daha fazlasına ihtiyacım yok. Yine aslında birinci konuda bahsettiğim pragmatist çalışma ile alakalı. Velhasıl arkadaşlar yani bu minimalist yaşam hem ekonomik anlamda hem odak anlamında hem hayatı daha değerli, yani o %80’lik gürültüyü aşıp gerçekten o %20’lik odağa odaklanmak için, o %20’lik verimli yaşantıya odaklanmak için gereken bir prensip aslında minimalist yaşam. Ve bunun üzerine de mutlaka değinilmesi gerektiğini düşünüyorum, bunun üzerine de Netflix’te “Minimalizm” adında belgesel var, veya benim bu konuya olan takıntım ise tamamen Jobs’un biyografisinden ileri geliyor. Çünkü Steve Jobs’ın o hayatını okuduğumuzda Apple’dan önce Hindistan’a gidip turladığı zaman Zen felsefesini benimsediğini görüyoruz ve Zen felsefesinde de, Hindistan’dan aldığı felsefe, Minimalizm üzerine kurulu bir felsefe. Sade yaşam üzerine kurulu bir felsefe. Öyle ki Apple’ın tasarım stratejisi de John Ive ile birlikte bunla ortaya çıkıyor. Çünkü sade ve sadece kullanıcının istediği ama istediğini bilmediği özellikleri ona sunarak geri kalan bütün alıntılardan bütün karmaşadan kurtarmak. Öyle ki iPod o kadar sade ve ufak, minimal bir tasarımda olmalıydı ki, Jobs bunu su dolu bir akvaryuma attı ve içinden baloncuklar çıktığını gördü ve dedi ki “içerisinde bunun hava var, daha da incelebilir.” Diye bir tepki koydu. Öyle bir sadelik takıntısı vardı kendisinin. Sürekli kot pantolon ve siyah tişörtle sahneye çıkması gibi örnekleri de var. Gibi gibi örnekler artırılabilir. Velhasıl sade yaşamın çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle benim nezdimde bana katkısı ise bu özgürlükçü, bağımsız, sade, yüzde %20’ye odaklanan yaşam tarzının bana faydası yaratıcılığı geliştirmeye yönelik çünkü geri kalan kalıntılardan, artıklardan o kadar uzaklaşmış oluyorum ki sadece önemli olan noktalara odaklanıp onları geliştirmeye ve böylelikle odaklı çalışarak daha önemli gelişmelere, daha yaratıcı çalışmalara imza atabilme fırsatı elde etmiş oluyorum arkadaşlar. Böylelikle minimalist yaşamın da yaratıcılık ve odaklanma tarafında katkısı olduğunu net bir şekilde söyleyebilirim. Tabii bu konu hakkında daha konuşulabilir. Ama bu şekilde özetleyebilirim. Yine konuşmak isterseniz veya sorularınız olursa yorumlarda belirtebilirsiniz, yeni bir video veya yeni bir makale, bunun üzerine üretip tekrardan gündeme getirebiliriz çünkü çok değerli olduğunu düşünüyorum. Dinlediğiniz için buraya kadar izlediğiniz için de teşekkür ederim, beğenip yorum yapıp abone olmayı da unutmayın.


Bir yanıt yazın