Turkcell Geleceği Yazanlar ve Marketing Türkiye Pazarlama, Web Programlama ve Android Sertifikaları

Turkcell Geleceği Yazanlar ve Marketing Türkiye tarafından düzenlenen Pazarlama, Web Programlama ve Android Sertifikalarını kazandım.

Geleceği Yazanlar

Turkcell’in sosyal sorumluluk projesi altında başlatmış olduğu bu güzel projesi, birçok platformda sertifikalı eğitim veriyor. Bu proje içindeki Web programlama ve Android derslerinden sertifika sahibi oldum. Diğerlerine üniversitede başlamayı planladım.

Turkcell Akademi ve Marketing Turkiye

İkisinin ortaklığıyla düzenlenen Pazarlama eğitimini tamamlayarak sertifikayı almaya hak kazandım. Rating, Big Data, Pazar Araştırması, Markalaşma, Müşteri İlişkileri, Pazarlama, CRM, İletişim Planlaması, Halkla İlişkiler, Reklamcılık, Medya, Patent ve Basın gibi konular program içerisinde yer alıyor.

Sertifikalarıma ve daha birçok kariyer bilgim için https://www.linkedin.com/in/kabakciemirhan/ tıklayabilirsiniz.

Daha nice nice başarılarımıza…

Steve Jobs Pazarlama Sanatı

Jobs’un Pazarlama Sanatı

“Müşterinize ne istediğini sorup ona göre ürün çıkaramazsınız, çünkü siz onların istediğini yapıyorken onlar başka bir şey istiyor olacaktır.” Jobs’un bu sözü onun pazarlama sanatında ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor, değil mi ?

Sözdeki olayı şöyle örneklendireyim. Apple 90’ların sonunda batmak üzereyken kovdukları Jobs’u geri getirmek istediler. Jobs’un gelir gelmez yaptığı şey ise müşterilerinin ne istediğini keşfetmeye çalışmaktı. Şöyle ki, istediklerini değil, isteyip istediklerini bilmedikleri şeyleri ortaya çıkarmaktı. iPhone çıkmadan önce kimse dokunmatik telefon özlemi çekmiyordu. Belki çekiyordu fakat kimse bunu bilmiyordu. On sene daha tuşlu telefon kullanılsa sırıtılmazdı. Fakat iPhone çıkınca tuşlu telefon bırakıldı, diğer telefon firmaları da dokunmatiğe yöneldi. Apple’ın pazarlamadaki başarısı, işte budur.

Snapchat Nasıl Başladı ?

Snapchat Hikayesi

Haziran 1990 da Snapchat kurucucu Evan Spiegel doğdu. İlerde milyoner olacaktı.

Annesi ve babası ayrıldı.

2008’de Stanford Üniversitesi’ne başladı.

Bobby Murphy ve Reggie Brown ile bir ev partisinde tanıştılar.

Evan ve Bobby beraber üniversitelere başvurmayı kolaylaştıran bir mobil uygulama yaptılar fakat tutmadı.

Reggie kendi kendini silen fotoğraf uygulaması konseptini buldu.

Temmuz 2011 de üç genç bu uygulamayı hayata geçirdi ve adına Picaboo diyerek yayınladılar.

Ağustos 2011 de uygulamayı kullanan kişi sayısı 127 olmuştu.

Evan ve Reggie patronluk kavgasına girdi ve Reggie şirketten atıldı.

Evan ve Bobby uygulamanın adını Snapchat olarak değiştirmeye karar verdi.

2012 ilkbaharında 100 bin kullanıcı sayısına ulaştılar. Çoğu liselilerden oluşuyordu.

Nisan 2012’de ilk yatırımlarını aldılar.

Amerika’nın en büyük gazetelerinden New York Times, uygulamayı cinsel içerikli  mesajlaşma aracı olarak lanse etti.

Evan üniversiteyi bıraktı.

2013’de kovulan kurucu ortak Reggie, Snapchat’i dava etti.

2013 ilkbaharında hergün 60 milyon snap gönderiliyordu.

Kasım 2013’te Facebook girişimi satın almak için 3 milyar dolar teklif etti fakat Evan teklifi reddetti.

Haziran 2016’da 3 boyutlu selfie çekmeyi sağlayan teknoloji girişimini satın aldılar.

2017 de 25 milyar dolar değerlendirme ile halka arz edildi.

 

“Yedi saat uyuyunca kendimi suçlu gibi hissediyorum. ” | Jack London

“Öğrenilecek ve yapılacak o kadar çok şey var ki, yedi saat uyuyunca kendimi suçlu gibi hissediyorum. ” demiş Jack London.

Jack London, ABD’li gazeteci ve roman yazarı. Bildiğiniz birçok roman London`a ait. Başarılı bir kariyere sahip bir yazar yani. Fakat bu kadar başarıya rağmen dediği şey nedir ? Öğrenilecek ve yapılacak çok şey var, yedi saat uyuyunca suçlu hissediyorum. İdeal uyku saati 8 saat olarak geçiyor. Ama Jack abimiz yedi saat uyuyunca suçlu hissediyor. Başarının sırlarından birine değindik gene, anladınız mı ? Önceki makalelerimde fedakarlık yapmanız gerektiğini söylemiştim. Uykudan da fedakarlık etmeniz gerekiyor. Uykusuz kalmamak gerekiyor tabii ama, bazen öyle tembellikler yapıyoruz ki, sanki yaşamayı unutuyoruz. Çaba, uykudan fedakarlık edip daha çok çaba, başarının anahtarlarından biri, unutmayın, beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır. Uykusuz günlerinize değecek kazandığınız başarı.

“En büyük risk, hiç risk almamaktır.” | Zuckerberg

“En büyük risk hiç risk almamaktır. Değişen dünyada başarısız olması kesin olan bir strateji varsa, o da risk almamaktır.”

Zuckerberg bu sözü söylerken risk hakkında ne anlatmak istemiştir ? Aslında bir şey anlatmak istememiştir, direk doğru olan bir şeyden bahsetmiştir. Riske girmek dediğimiz şey, değişen dünyada tahminlere dayalı girdiğimiz eylemdir. Asıl başarılı olan projeler, kullanıcıların ne istediğini bilip girdiğiniz projelerdir.

Kullanıcıların ne istediğini bilmek derken şunu kastediyorum, projenizde başarılı olabilmeniz için kullanıcının ne istediğini bilmemesi gerekiyor. Çok komik değil mi ? Kullanıcı, ne istediğini bilmeyecek ama siz kullanıcının ne istediğini bulacak ve onu yaratacaksınız. İnsanlar her yerde fotoğraf çekildiğinde bunu başkalarıyla paylaşma arzusuna sahipti, fakat bilmiyorlardı. İnstagram bunu ortaya çıkardı. İnsanlar tuşlu telefonlardan kurtulmak istiyorlardı fakat bunu bilmiyorlardı. iPhone bunu ortaya çıkardı. Bu tür birçok örnek verilebilir, anladınız zaten ne demek istediğimi.

Demem o ki, riske girmek bu noktada devreye giriyor. Kullanıcıların ne istediğini bilmek tahmin etmek demektir, riske girmek demektir. Başarı dediğimiz kavramda az önce bahsettiğim gibi elde ediliyorsa, başarı yolunda riske girmek kaçınılmazdır.

“Dünyanın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayaldi. “

“Dünyanın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayaldi. En büyük çınar bir tohumdu, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi. “

Hiç hayatınızda bir kere büyük başarı olaylarının nasıl doğduğunu sorguladınız mı ? Eğer sorgularsanız, bu başarıların vahiyle sahibine indiğini görmezsiniz. Yaşanmışlıklar, deneyimler, hatalar, insanda birtakım hayaller doğurur. Bu hayalleri gerçekleştirmek istersiniz, ve karşınızda düşmanlar belirmeye başlar. Kimdir bu düşmanlar ? Kurbağa Hikayesi adlı makalemde bahsettiğim o arkanızdan hayalinizi veya fikrinizi kıskanan, bağıran çağıran insanlardır. Ama tabi bizim hedefimiz, sağır kurbağa olmaktır 🙂

En büyük başarı bir hayaldi tabii, fakat bu başarının hayalden kopup somutlaşması için büyük bir çaba harcandı. Eğer hayalinizin gerçek olacağına inanmazsanız, hayaliniz uğruna risk almayıp fedakarlıklar yapmazsanız, o fikir sonsuza kadar beyninizin içinde kalacaktır. Asıl önemli olan iki şey vardır, inanmak ve çaba.

Başarı Hikayeleri | Nikola Tesla

Nikola Tesla, günümüzde pek çok insana ilham veren gelmiş geçmiş en büyük bilim insanlarının başında gelir. Hani denilir ya, Edison Tesla’dan çaldığı ampulleri geliştirmeye çalışırken, Tesla florasan aydınlatmasıyla projelerini gerçekleştiriyordu diye. Harbiden de öyledir. Çocuklara Edison değil, Tesla anlatılmalıdır.

Nikola Tesla, Zamanının 100 Yıl Ötesinde Bir Dahi

1856’da o zamanlar Avusturya İmparatorluğu sınırları içerisinde kalan bir Sırp bölgesi olan Smijan’da dünyaya gelen Nikola Tesla, abisinin ölümü sonrasında psikolojik açıdan kötü bir çocukluk dönemi geçirmişti. Üniversite çağlarına kadar süren takıntılı ve asosyal hayatı Tesla’nın depresyon dolu bir geçmişe sahip olmasına yol açmıştı. Okul hayatını bu sebeplerle yarıda bırakan ve çeşitli mühendislik firmalarında çalışan Tesla, ileride ufkunu açacak pek çok konudaki bilgileri bu çalışmalarından edindi. Fakir bir adam olarak ABD ‘ye göç eden Tesla, çukur kazmak gibi işlerle geçimini sağlarken bir yandan da kafasındaki fikirleri etrafındakilere anlatıyordu.

Bu fikirlerini duyanlar onu enerji sektöründe atılım yapmak isteyen yatırımcılarla tanıştırdıklarında, Tesla için ardı arkası kesilmeyecek deneyler ve çalışmalarla dolu bir hayat başlamıştı. Bu dönemde Thomas Edison’la da yolları kesişen Tesla, Edison için yaptığı çalışmaların karşılığını alamayınca (işte burda Edison’un bahsettiğim hırsızlığı devreye giriyor) onunla büyük bir rekabete de girişmişti. Bununla beraber Tesla yaptığı çalışmalardan sonra kendisine layık görülen ödüllerden sadece AIEE Edison madalyasını kabul etmiş, Nobel ödülünü bile geri çevirmişti. Gerçi söz konusu Nobel ödülünü Edison’la paylaşmamak için de geri çevirdiği bilinse de Tesla için en büyük ödül yaptığı çalışmaların amacına ulaşması olmuştur. Kimilerine göre kahin sayılabileceği öngörülere de sahip olan Nikola Tesla, ortaya attığı teknolojik fikirlerle günümüzde pek çok bilim meraklısının ufkunu açmaktadır…

Alternatif Akım

Nikola Tesla’nın hiç şüphesiz en bilinen ve dünyadaki bilinen teknolojiye yeni bir yön verme potansiyeli olan fikirleri alternatif akım üzerineydi. Bu alanda aldığı sayısız ABD ve Avrupa patentleriyle su götürmez bir tutarlılık barındıran fikirleri devrim niteliğindeydi. Tesla alternatif akım üzerinden yaptığı çalışmalarla 1890’da Niagara şelalesinin gücünü elektrik üretimi için kullanmaya başladı. Bugün Niagara Şelalesi heybetli bir Nikola Tesla heykeli önünde çağlamaktadır.

Uzaktan Radyo Kontrolü

Günümüzde çocukların uzaktan kumandalı arabalarında ve benzeri cihazlarda kullanılan radyo frekansı ile uzaktan kontrol, Tesla’nın öncülüğünü yaptığı bir teknolojiydi. İlk olarak 1898’de New York’ta suyla dolu bir platformun üstünde duran uzaktan kumandalı bir tekneyi seyircilerin verdiği talimatlarla uzaktan kontrol eden Tesla, bu gösteriyle tüm dünyanın dikkatini üstüne çekmişti.

Küresel Telsiz

Dünya çapında frekans yayını yapacak ilk telsiz vericisini de yine Nikola Tesla tasarlamıştı. Long Island’da 1904 yılında tamamlanan yapı döneminin en ilginç mimari özelliklerini taşıyordu. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lambalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlarından yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.

Yüksek Frekans

 

Modern elektronikteki neon tüpü ve floresan’ın öncülüğünü yapan teknoloji yine Tesla’nın fikirlerinden ortaya çıkmıştı. Bir yüksek frekans transformatörü ile kendi keşfi olan “Nikola Tesla Bobinleri” çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçirmesini sağlıyordu. Bu alan üstünde yoğunlaşan Tesla, mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesi’ndeki laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden olmuştu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Nikola Tesla’nın mekanik osilatörü, yaşlı binayı sarsmıştı! Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde hareket etmeye başlamıştı. Böylece, Nikola Tesla, rezonans, vibrasyon ve “doğal 7 periyot”a ait matematiksel teorileri de ispatlamıştı. Bizim Tesla bobini projemiz de bununla ilgili olacaktır.

Mega Verici

Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Nikola Tesla’yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine Dünya’nın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Nikola Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. 40 km uzaklıktaki kasabalarda bile bu gök gürültüsünün işitildiği kaydedilmiştir. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu. Daha sonra kendi patentlerini çıkartacak olan Fritz Lowenstein’ın şahit olduğu bu deneylerde Tesla 26 mil uzaklıktaki 200 ampülü yakmayı başarmıştı!

İyonosfer

Tesla’nın en ilginç fikirlerinden biri de dünyayı saran katmanlardan üçüncüsü olan İyonosferin elektrik akımı için kullanılmasıydı. Herhangi bir kablo kullanılmaksızın sadece İyonosferdeki taşıyıcı özelliklerin kullanılarak küresel çapta kablosuz ve herkesin kullanabileceği ücretsiz bir elektrik dağıtımı sağlamak Tesla’nın sınırları zorlayan bir hayaliydi. İşin ilginci doğru bir çalışma yaparak Tesla’nın bu hayalini gerçekleştirmek mümkündü ama asla uygulanmamıştı. Tesla abi bu, dünyadaki çoğu icadın mucidi, ama elin adamları patentlerini çalmış. Olay bu.

Kozmik Dalgalar ve Uzay

Uzaydaki hayatın varlığıyla da oldukça ilgili olan Nikola Tesla, kendi laboratuarından uzaya ses dalgaları göndermiş ve uzaydan gelen kozmik ses dalgalarının kaydını yapmıştır. Ancak bunu başardığı dönemde dünya biliminde kozmik ses dalgalarının yeri olmadığı için bu çalışmalar adeta çöpe gitmiştir! Tesla 1917’nin Ağustos’unda uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıklamıştır. Diyorum ya, bu adam 100 değil 200 yıl sonrasına ait bir dahi.

Başarı İçin “Merdiven Tırmanmanız Gerekir”

“İş hayatında asansör ile yukarı çıkan bir adam görmedim. Mutlaka merdiven tırmanmanız gerekir.” – Ahmet Şerif İzgören

Hani bazı yerlerde duyarsınız ya, babasının şirketinde çalıştı, dayısının yakını onu işe aldı felan diye. Kendinizden böyle bir şey beklememelisiniz. Ahmet Şerif İzgören’in de dediği gibi, sizi hiç kimsenin asansörü yukarı çıkarmayacak. Gerçekten başarı istiyorsanız, merdivenleri tırmanmanız gerekir. Eğer merdiven bulamıyorsanız, kendiniz yaratacaksınız. Başkasının merdivenlerine muhtaç olmayacaksınız.

Başarınızı başkasının yükseltmesini istediğiniz an, her şeyi hazır istediğiniz an, başarısızlığa ulaşmışsınız demektir. Başarı merdivenlerinde tırmanırken daha önce yazdığım makaledeki gibi risk alacaksınız, fedakarlık göstereceksiniz, başarısızlıklara uğrayacaksınız. Bunlar asıl başarıya giderken elde edilmesi gereken şeylerdir. Fakat pes ederseniz ya da asansöre binmeyi tercih ederseniz, hem merdivenin basamaklarındaki o başarı için gereken risk ve fedakarlıkları yaşayamazsınız, hem de sonucunda başarısızlıkla karşılaşırsınız. Başkasının asansörüne, merdivenine ihtiyaç duymayın, öz olun.

"Merdiven Tırmanmanız Gerekir"
“Merdiven Tırmanmanız Gerekir”

Başarı Kazanmak İçin – “Beklenen gün gelecekse, çekilen çile kutsaldır.”

"Beklenen gün gelecekse, çekilen çile kutsaldır"
“Beklenen gün gelecekse, çekilen çile kutsaldır”

Hayatımızda gördüğümüz birçok başarı sahibi insan var. Başarılı derken öyle sınavdan yüz almış, ne biliyim iki madalya sahibi olmuş kişiler değil. Gerçekten ömrünü dünyayı değiştirmeye adamış, insanlığın yararına harcamış kişiler. Bu kişiler bu amaçlarını gerçekleştirdiklerinde, yani başarılı olduklarında, kişiyi araştırmayan insanlar onun sadece yaptığı başarısını görürler. Ama kişiyi araştırırsanız, örneğin Steve Jobs biyografisini okursanız, başarılı insanların ne çileler çektiğini görürsünüz. Ama sonunda ulaştığı başarıyı, refahı, mutluluğu görünce ‘bu adam ne çile çekerse çeksin buna değer bence’ dersiniz. Nedir bu çileler ?

Başarı yoluna giderken hiçbir şeyinizi garanti altına alamazsınız. Risk almanız gerekir.

Eğer bir şeyden şüphe duymuyorsanız, risk olmadığını görüyorsanız, bilin ki yanlış yoldasınız. Başarı yolunda hayatınız riskle geçmek, garanti altında olmadan geçmek lazımdır.

Başka şeylere odaklanmayacaksınız.

İşinizin üstündeyken Face’ye girip dolanmayacaksınız. Sevgilinizden gelen mesajı cevaplamayacaksınız. Zuckerberg Facebook’u yaparken o zamanın sosyal medyası MySpace’de takılmıyordu. Jobs iPod tasarlarken sabah akşam Walkman’in de müzik dinlemiyordu. Odak bu hususta çok önemlidir.

Sabredeceksiniz.

Her şey hemen olmayacak. Flappy Bird bir anda ünlü olmuş olabilir, ama sizin uygulamanız, sizin web siteniz bir anda ünlü olmayacak. Buna göre hareket etmeniz gerekir.

Yeri gelecek başarısız olacaksınız. Hüsrana uğrayacaksınız.

Uygulamanıza, web sitenize reklam verdiğiniz yerden ban yediğiniz zamanlar olacak benim gibi. Yaptığınız bir oyun tutmamış olacak. Yeni bir tane yapacaksınız. Web sitesi beğenilmemiş olacak. Konsepti, tasarımı değiştireceksiniz. Başarısız olunca pes etmeniz demek, gerçek başarısızlığa ulaşmanız demektir. Pes etmezseniz, siz aslında başarısız değil başarılı olma yolunda bir adım daha ilerlemişsiniz demektir.

Çaba sarfedeceksiniz.

Tek başarısızlıkta bitirirseniz, çaba yok demek olur. Üşenmeyeceksiniz. Amaçlarınız uğruna, dünyayı değiştirmek uğruna, elinizden gelmeyen çabayı bile sarfedeceksiniz.

Bazı değerlerinizden fedakarlık edeceksiniz.

Amacınız uğruna fedakar olacaksınız. Risk alırken bazı şeyler kaybedeceksiniz. Ama emin olur ki başarıya ulaştığınız o an, feda ettiğiniz şeylere değecek, emin olun.

Başarı işte böyle elde ediliyor sevgili okuyucular. Elon Musk, Jobs, Tesla, böyle başarılı olmuş adamlar, böyle dünyayı değiştirmiş adamlar. İnsanların nasıl gördüğüne bakmayın, siz sadece amacınıza odaklanın.